Spontane düzlemde ‘melaba’
Param yoktu her zamanki gibi… Sokaklar kalabalık, boğucu ve pisti her zamanki gibi… İnsanlar meşgul, tutarsız, iticiydi her zamanki gibi… Hayat acınası, güzel ve çirkindi her zamanki gibi…
Farklılık arıyordum ama yoktu; eğlence arıyordum ama yoktu; yeni bir soluk arıyordum ama yoktu…
Ta ki Hiphoplife ile tanışıncaya kadar…
Yaklaşık 3 yıl önceydi. Aynı kasetleri, cdleri dinlemekten bıkmıştım, eve interneti yeni bağlatmıştım. Oraya bura giriyor. Sörfle adrenalinimi tavana çıkarıveriyordum. Sonra sonra fark ettim internet üstünde Hiphoplife gibi bir platform var. Dışında kaldım bi’ süre anasayfayı okudum her gün. Döne döne aynı haberleri. Sonra bi forum olduğunu fark ettim, forumda insanlar, arkadaşlar, yoldaşlar, dostlar… Arda Abi ile tanıştım önce. Muhabbet ettik biraz. Muhabbet ederken ben kola içtim o ice tea. Nerden bilebilirdim o esnada beni dipten gelen bu tarikatın içine sürüklüyor…
Sürüklendikçe hayatıma az biraz renk geldi. Yeni yeni insanlarla tanıştım. Sevdik birbirimizi. Eğleniyoruz hep beraber. Amaç eğlenmek değilse müzik neden var zaten?
Velhasılıkelam bu günlere biz, bize de bi hal geldi. Kayseri otobüsündeydi. Üstümüzden 70 arşın atlayan Tibet Öküzü geçti. Ben bu kadar spontane bi blog yazdım. Sükse yapıcam belki de ama zor. Bu kadar geç saate bırakmakla aptallık etmiş olabilirim, zira saat 03,03 ü göstermekte. Gözlerimden uyku akıyor.
Birazdan esnemeye başlayacağım. Peşinden playliste Müslüm “Baba” Gürses’ten Nilüfer ve Evlat’ı; Volkan Konak’tan Tahir ile Zühre’yi, Gına’dan Dişlerim Kemiklerinde’yi; Sevinç Eratalay’dan Militan Mavisi’ni atıp biraz aziz nesin okuyacağım… Sabaha karşı uyuyanlara iyi geceler…
(publish edene kadar 6 dakka daha geçti ve saat 03,09 oldu bak)
